Östrojen eksikliği nedenleri

ÖSTROJEN HORMONU
Östrojen hormonu kadınlarda ve erkeklerde bulunan seks hormonlarından birisidir. Erkeklerde çok
düşük düzeylerde bulunur. Kadınlarda üreme fonksiyonları ve menstrüel siklus üzerinde önemli etkileri vardır.18 karbonlu (C18) steroid yapıda hormonlardan birisidir ve temel yapı taşı kolesteroldür. Östrojenler esas olarak overlerde (yumurtalıklarda) üretilir ve periferik dokularda (yağ dokusunda) androjenlerden aromatizayonla elde edilir.

1929 yılında Adolf Friedrich Johann Butenandt ve Edward Adelbert Doisy östrojen hormonunu ilk olarak izole eden bilim adamı olmuşlardır. Adolf Friedrich Johann Butenandt seks hormonları üzerine olan çalışmalarından dolayı 1939 yılında Nobel kimya ödülüne layık görülmüştür (kaynak 1, 2).

Kadınlarda 4 çeşit östrojen hormonu bulunur:
Östron (Estron, E1): Zayıf östrojenik aktivitesi vardır.
Östrdiol (Estradiol, E2): En güçlü östrojendir. Üreme çağındaki kadınlarda en fazla üretilen östrojen östradioldür.
Östriol (Estriol, E3): En zayıf östrojenik aktivitesi olandır. E2 ve E1’in matabolik son ürünüdür. Direk olarak overden salgılanmaz.
Östetrol (Estatrol, E4): Fetus karaciğerinde sentezlenir . Gebelik dışında erişkin kadın vücudunda bulunmaz.

Androstenedionun aromatizayonu ile üretilen östrojen Östron (E1)’dur. Testosteronun aromatizasyonu ile elde edilen östrojen östradiol (E2)’dür. Bu reaksiyonlarda rol alan enzim aromataz enzimidir. Bu reaksiyonlarda overlerde E1 ve E2 oluşurken; yağ, kas gibi periferik dokularda E1sentezlenir. E1 ve E2 birbirine 17-beta-hidroksisteroid dehidrogenaz emzimi ile dönüştürülebilmektedir.

Östrojen hormonunun kadın vücudundaki etkileri:
– Vajen epitelinde proliferasyon ve glikojen depolanmasını arttırır. Bu sayede vajende pH azalır yani asidik ortam oluşur. Vajende östrojen etkisi ile süperfisial hücre hakimiyeti sağlanır.
– Servikal mukusun pH’ını arttırır yani alkali hale getirir, bu sayede spermin serviksten geçmesini ve gebeliği kolaylaştırıcı etki gösterir.
– Servikal mukusun sıvı içeriğini arttırarak elastikiyetini arttırır, vizkozitesini azaltır. Bu sayede spermlerin serviksten rahim içerisine rahat geçmesini sağlar, bu östrojenin gebeliği kolaylaştırıcı fizyolojik bir etkisidir. Servikal mukusun elastikiyetinin azalması Spinn-Barkeit testini pozitif yapar. Ovulasyon (yumurtlama) zamanına yakın günlerde artan östrojen etkisi ile bu değişiklikler izlenir.
– Östrojen etkisi ile servikal mukusta sodyum klorür miktarı artar, bu da kristalziasyonuun artmasına ve eğreti otu görüntüsüne neden olur. Eğreti otu testi (Ferning testi) foliküle fazda ve gebelikte amnion sıvısı sızıntısı (EMR) varsa pozitifleşir; luteal fazla ve gebelik döneminde negatifleşir.
– Endometrium gland ve stromasında proliferasyon yapar
– Uterus (rahim) boyutlarının artmasını sağlar
– Endometriumda progesteron reseptörü oluşumunu arttırır.
– Tüplerde motiliteyi arttırır, gebeliği kolaylaştırıcı bir etkidir.
– Memelerde östrojen etkisi ile duktus gelişimi artar. (Progesteron lobüler ve alveolar doku gelişimini arttırır.)
– Pubertede kız çocuklarında meme gelişmesinde ve boy uzamasında etkilidir.
– Ovulasyon (yumurtlama) öncesinde artan östrojen pozitif feedback etki ile LH salınmasına neden olur, LH piki de ovulasyonu sağlar. Tersine FSH üzerine negatif feedback etki yaparak azalmasını sağlar.
– Vücutta su ve tuz tutulmasına neden olur.
– Kadında sekonder seks karakterlerinin gelişmesinde önemli rol oynar. Östrojen hormonu sentezlenemeyen kız çocuklarında adet görme başlamaz (amenore) ve meme gelişimi olmaz.
– Karaciğerde bağlayıcı proteinlerin ve pıhtılaşma faktörlerinin sentezi artar.
– Safra stazı ve safra salgısında kolesterol artışına neden olur.

Östrojen hormonu içeren ilaçlar:
Östrojenler ilaç olarak da çeşitli formlarda kullanılmaktadır. Sentetik olarak üretilebilen östrojen formları mevcuttur. Oral kotraseptifler (doğum kontrol hapları), doğum kontrolü amaçlı kullanılan iğneler, menopoz şikayetleri için kullanılan bazı hormon replasman tedavisi ilaçları sentetik östrojen formlarını içerirler.

KADINLARDA ÖSTROJEN HORMONU EKSİKLİĞİ
Östrojen eksikliği (hipoöstrojenizm) küçük yaşlarda meydana gelirse kız çocuğunda adet görmenin başlamaması, meme gelişiminin ve sekonder seks karakterlerinin oluşmaması gibi belirtiler meydana gelir. Üreme çağında ve daha ileri yaşlarda bir kadında meydana gelen östrojen eksikliği infertilite (kısırlık) veya ateş basması, vajinal kuruluk, adet düzensizliği, adet görememe gibi menopoz belirtilerine neden olabilir. Östrojen eksikliği altta yatan nedene bağlı olarak geçici veya kalıcı olabilir.
Östrojen eksikliği nedenleri incelendiğinde bazılarında over dokusu hasarı veya enzim eksikliği gibi nedenlerle direkt olarak östrojen hormonunun sentezinin bozuk olduğu görülürken, bazı nedenlerin beyinde hipotalamus ve hipofizdeki over fonksiyonunu sağlayan hormonların eksik olmasına bağlı olduğu görülür. Over fonksiyonları beyindeki hipotalamus ve hipofiz bölgelerinden salgılanan hormonlar ile kontrol altında tutulur (GnRH, FSH, LH hormonu). FSH hormonu hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Östrojen eksikliği nedenleri:
– Ovaryan disgenezi (Turner sendromu) durumunda overler disgenetik yani afonksiyonel olduklarından dolayı overlerde östrojen hormonu sentezi gerçekleşemez. Bu nedenle kız çocuğu adet görmeye başlayamaz ve meme gelişimi olmaz.
– İleri yaşlarda erken menopoz (prematür ovaryan yetmezlik) ve menopoz nedeniyle östrojen eksikliği gelişebilir. Bu durumda kısırlık, ateş basması, vajinal kuruluk, adet düzensizliği gibi şikayetler meydana gelebilir.
– GnRH sentez bozukluğu (Kalmann Sendromu)
– Hiperprolaktinemi
– Hipotalamo-hipofizer hastalıklar,beyin tümörleri
– Anoreksia nevroza, ciddi malnütrisyon
– Primer hipotiroidizm
– Kemoterapi
– Radyoterapi
– Enzim defektleri (17-alfa- hidroksilaz eksikliği)
– FSH reseptör defekti
– Konjenital lipoid adrenal hiperplazi
– Galaktozemi
– Over ile ilgili cerrahi operasyonlar
– Aşırı egzersiz
– Sheehan sendromu
– Fraji-X sendromu
– Aromataz enzim eksikliği

Östrojen fazlalığı nedenleri:
Kadınlarda östrojen düzeyinin normalden fazla olması östrojen üreten over tümörlerinde (granüloza hücreli tümör, tekoma), perimenopozal dönemde izlenebilir.

Rahim filmi (HSG) sonrası korunma gerekir mi

RAHİM FİLMİ (HSG) SONRASI PROBLEMLER
İLAÇLI RAHİM-TÜP FİLMİ SONRASI KANAMA, AĞRI, CİNSEL İLİŞKİ, ADET GECİKMESİ…

Rahim filmi (HSG) sonrası cinsel ilişki yasak mı?
İlaçlı rahim-tüp filmi (histerosalpingografi) çekilmesi sonrasında cinsel ilişki yasak değildir ancak ilk gün hastanın hafif ağrıları olabileceği için zaten cinsel ilişki pek mümkün olamayacaktır.

Rahim filmi (HSG) sonrası kanama olur mu?
Çok az miktarda kanama, damla damla lekelenme olabilir, Kanamanın bir iki gün içerisinde kesilmesi gerekir, bu sürede kesilmezse doktorunuzla tekrar irtibata geçmeniz gerekir.

Rahim filmi (HSG) sonrası adet gecikmesi veya düzensizliği olur mu?
Rahim filmi çekilmesi ve rahim içerisine verilen ilaç adet gecikmesine veya adet düzensizliğine neden olmaz. Ancak rahim filminin çekildiği ay doktor tarafından tedavi amacıyla başka ilaçlar verilmişse onlardan bazıları adet gecikmesine neden olabilirler. Adet gecikmesi durumunda akla ilk gelmesi gereken nedenlerin başında gebelik gelir.

Rahim filmi (HSG) çekilmesi sonrası akıntı olur mu?
Fimin çekildiği gün rahim içerisine verilen ilaç vajinadan dışarıya sızıntı şeklinde akabilir bu nedenle film çekimi sonrasında hastaya ped verilir. Bu akıntı ilk günden sonrası genellikle kesilir. Kötü kokulu akıntı ve kaşıntı, ciddi ağrı, ateş gibi ek semptomlar varsa mutlaka doktorunuza iletmeniz gerekir, bir enfeksiyon belirtisi olabilirler.

Rahim filmi (HSG) sonrası ağrı olur mu?
Fİlmin çekildiği ilk gün hafif kasık ağrısı, hafif karın ağrısı olabilir. Ağrı şikayeti ilk günden sonra genellikle geçer. Hatta bazı hastalar film çekimi bittikten sonra hiç ağrı hissetmezler. Eğer şiddetli ağrı varsa veya ağrıya ek olarak ateş, baş dönmesi, bayılma, aşırı halsizlik, bulantı, kusma gibi şikayetler varsa mutlaka doktora başvurulması gerekir.

Rahim filmi (HSG) sonrası korunma gerekir mi?
Bebek istemi olan çiftlerin rahim filmi çekilmesi sonrasında korunmaları gerekmez. Yani filmin çekildiği ay gebelik (hamilelik) oluşmasında bir sakınca yoktur. İlaçlı rahim filminde kullanılan ilaç veya verilen röntgen ışınları o ay içerisinde oluşacak gebeliğe bir zarar vermez. Rahim filminin anestezi ile çekilmiş olması da daha sonra oluşacak gebelik üzerinde olumsuz bir etki yaratmaz. Rahim filminin çekildiği gün hastanın gebe olmaması gerekir.

Rahim filmi sonrası hamilelik (gebelik) şansı:
Rahim filmi çekilirken tüplerin içerisinden geçen ilacın etkisi ile hamile kalma şansında bir miktar artık izlenmektedir. Bu konu başka bir yazıda ayrıntılı olarak anlatılmıştır, buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Rahim filmi (HSG) sonrası aşılama:
Rahim filmi çekilmesinden sonraki ay aşılama (IUI) işlemi gerekiyorsa uygulanabilir, bunun için bir kaç ay ara vermek şart değildir ancak bazı merkeler de bu şekilde uygulama yapıalbilmektedir. Her hastanın kendisini takip eden doktorunun önerisi doğrultusunda tedavisinin planlanması en uygun olanıdır.

Yumuta takibi (folikül ölçümü) nasıl yapılır

RAHİM FİLMİNİN (HSG’NİN) RİSKLERİ
İLAÇLI RAHİM-TÜP FİLMİNİN ZARARLARI, YAN ETKİLERİ

Hastalar tarafından her işlemde olduğu gibi rahim filminde de bir risk veya zararlı etki var mı sorusu en çok merak edilen konulardan birisidir. Maalesef tıpta risk içermeyen bir girişim veya işlem pek yoktur ancak bazı işlemlerde risk çok azdır, bazılarında daha yüksektir. Rahim filmi yani HSG (histerosalpingografi) bu açıdan çok nadiren bazı riskler içeren bir işlemdir.

Rahim filmi çekilmesi ile gerçekleşebilecek olası riskler, komplikasyonlar:
– Enfeksiyon: Rahim ve tüpleri, karın içerisini ilgilendiren enfeksiyon (PID) meydana gelebilir. Bu durumda hastanın genellikle fazla ağrı ve ateş şikayetleri olur. Antibiyotik tedavisi ile düzelir.
– Rahim içerisine verilen kontrast maddeye karşı alerji.
– Vajinal kanama, lekelenme: Genellikle bir iki gün içerisinde kendiliğinden dururYUMURTA TAKİBİ (FOLİKÜL ÖLÇÜMÜ)
FOLİKÜL TAKİBİ = FOLİKÜLOMETRİ
Yumurta takibi (folikül ölçümü) nedir?
Folikülo-metri kelimesi folikül-ölçümü anlamına gelir. Folikül kadın yumurtalıklarında (over) yumurta hücresini içeren küçük keseciklerdir. Kadında yumurtalıklarda çok sayıda folikül bulunur ve bunlardan her ay bir tanesi büyüyerek çatlar içerisinden yumurta hücresi (oosit) atılır. Atılan yumurta hücresi tüp içerisine ilerler ve sperm ile birleşirse döllenme meydana gelir. Folikülometri yani yumurta ölçümü yumurtalıkta büyüyen folikülün aşama aşama boyutlarının ölçülmesidir. Folikülün büyüme takibi yapılarak boyutlarındaki artışa göre ilaçların dozu arttırılır veya azaltılır veya folikülün çatlaması için ilaç (çatlatma iğnesi) yapılır.

Yumuta takibi (folikül ölçümü) nasıl yapılır?
Genellikle vajinal ultrason (halk arasında alttan ultrason yapmak denir) yoluyla folikül büyüklüğü ölçülür. Karından yapılan (abdominal pelvik ultrason) yoluyla da ölçüm yapılabilir ancak transvajinal ultrason kadar net görüntü sağlanamaz bu nedenle genellikle transvajinal ultrason tercih edilir. Ultrason işlemi sırasında ağrı olmaz, kısa ve rahat bir uygulamadır.

Yumurta takibi neden yapılır?
Genellikle ovulasyon indüksiyonu yani yumurtlama tedavisi verilen hastalarda folikül büyütücü ilaçların etkisi ile büyümenin takibi için ve ilaçların dozunun ayarlanması için, folükül yeterli büyüklüğe eriştiğinde çatlatma iğnesinin (hcg enjeksiyonu) yapılması için uygulanır. Nadiren tedavi verilmeyen hastalarda kendiliğinden yumurtlama (ovulasyon) oluyor mu gözlemek içim yapılır. Büyüyen folikül yuvarlak ve keskin kenarlı, siyah renkte izlenirken yumurtlama sonrası şekli bozulmuş, küçülmüş, sönük şekilde izlenir.
Ayrıca tüp bebek uygulamalarında yumurta toplama (opu) amacıyla yumurta takibi yapılır. Foliküllerin sayısı ve büyüklükleri belirlenir.

Yumurta takibi yaptıranlarda hamile kalma oranı:
Bu durum folikül takibi sırasıda uygulanan ilaç tedavisine göre, aşılama yapılıp yapılmamasına göre ve kısırlığın sebebibe göre değişkenlik gösterir. Bu konular hakkında ayrıntılı bilgiye sayfanın altındaki linklerden ulaşabilirsiniz.

– Bayılma, baş dönmesi
– Radyasyon riski: HSG sırasında çok az miktarda röntgen ışını verilir, bir böbrek filminden daha azdır genellikle.
– Bunların dışında da rahim ağzı veya vajina ile ilgili yırtılma, kanama gibi çok nadiren görülen hatta pratikte pek rastlanmayan riskler meydana gelebilir.

Yukarıda anlatılan riskler dışında rahim filmi kadının rahim, tüp veya yumurtalık organlarına zarar verecek, şekillerini ve yapılarını bozacak bir işlem değildir. Kadının doğurganlık kapasitesi üzerinde herhangi bir olumsuz etki göstermez hatta tüplerdeki ufak tıkanıklıkların açılması nedeniyle hamilelik şansında bir miktar artış sağlar, bu konu hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.